March 2016 - RET

60 Milyon Sebep

RET’in sevgili dostları,

İnsani yardım kariyerimin en yoğun yılını geride bırakırken, 2016 yılının ilk bültenine derin etki bırakan bir rakamla başlamak istiyorum: 60 milyon. Bu rakam geçen senenin sonunda, çatışma, ayrımcılık ve doğal afet sebebiyle göçe zorlanmış insanların tahmini sayısına tekabül ediyor. Bu her takdirde çok büyük bir sayı, hatta İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en yükseği. Ortaya çıkan tablo, bu tarz toplu göçlerin sonuçlarının kolayca yok olmayacağı. Nesiller olumsuz etkileniyor ve önümüzde geçtiğimiz senenin yaralarını sarmaya çalışacağımız bir düzine uzun yıl var.

Suriye krizi büyük boyutu sebebiyle çok medyatik, ancak 60 milyonluk büyük rakam birçok krizin sonucu. Kriz hâllerinin çoğunlukla onlarca yıl sürdüğü artık daha açık. UNHCR “Küresel Eğilimler (Global Trends)” ‘inde ortalama bir mülteci krizinin 20 sene sürdüğünü belirtti. Afganistan, Somali, Sudan, Kolombiya, Irak, Suriye ve daha fazlası birbirini takip eden krizler değil. Bunlar aslında üst üste binen krizler ve maalesef bazıları unutulmaya yüz tuttu.

Bir süredir aşikar olan başka bir mesele ise, sadece temel ihtiyaçlara, yani su, hijyen ve sağlık hizmetlerine odaklanmanın yıllarını hatta onlarca yılını hassas ortamlarda geçirecek topluluklar için yeterli ve sürdürülebilir bir çözüm olmadığı. Belli bir süre zarfından sonra, korunma daha geniş bir tanım alıyor. İnsanlar birer makine değil ve birkaç aydan sonra bir çatı, temel beslenme ve sağlık ihtiyaçları hâlâ lazım olmalarına rağmen, yeterli olmuyor. Kriz devam ederse sadece bu yardımı sağlayan komşu ülkeler güvenli bölgeler olmayacaktır.

Krizler uzadığı zaman ve koruma “hayatta kalma” eğitimi gibi hizmetleri kapsamadığı sürece, insanlar kaçınılmaz olarak hareket etmeye devam edeceklerdir. Bunu başaramamak bu insanları, seks işçiliği, insan kaçakçılığı, silahlı çetelere katılım, radikalleşme veya sadece aileleri tarafından, örf ve adetlerin el verdiğinden de erken evliliklere “satılmak” gibi beter sonuçlara itecektir.

Avrupa kıyılarına ancak 2015’te (çatışmaların başlamasından 5 yıl sonra) vuran Suriye krizi buna çok açık bir örnek. Yunanistan ve İtalya kıyılarına ulaşan Suriyelilerin (Afgan, Somalili ve başkalarıyla beraber) çoğunluğu öncelikle birçok ülkede yaşamış veya ülkeden geçmiş. UNHCR Yunanistan’a varan Suriyelilerin %34’ünün yolculuğa karar vermeden önce 6 ay veya daha fazla süreyle başka bir ülkede yaşadığını belirtiyor. Avrupa genellikle ilk seçenek değil, başka bir çok kapı kapandıktan sonra veya yakında bulunan ev sahibi toplumların kapasiteleri aşıldığı hâlde, 2.7 milyon mültecinin kayıt olduğu Türkiye gibi, başvurulan bir son çare.

Bu büyük sıkıntıları atlatan mültecilerin büyük çoğunluğunu gençler oluşturuyor. AB’ye giren Suriyelilerin 29%’u 15 ila 24 yaş arasında. RET’de bu sebeple hassas ve karmaşık ortamlarda çalışırken, gençlerin göz önüne alınması gereken, anahtar bir topluluk olduğunu düşünüyoruz. Bu gençlerle çalışmamızın 15. senesini geride bırakırken, tecrübemiz bize gençlerle çalışmanın insani yardım ve kalkınma yardımı arasındaki en sağlam köprüyü oluşturduğunu gösterdi

Uluslararası camia bu büyük boşluğu doldurmayı son zamanlarda yoğun bir biçimde tartışıyor. Yaklaşan Dünya İnsani zirvesi buna odaklanacak, bu haftanın Hassasiyet, Çatışma ve Şiddet üzerine olan Dünya Bankası Forum’u buna odaklandı ve son zamanlarda, benim de kapsamında konuşma yaptığım, Küresel Göç ve Kalkınma Forumu’nda da bu konuya odaklanıldı. Bugün, “insani” yardım ve “kalkınma” yardımı öbekleri ve devlet bütçeleri arasında bir köprü DERHAL KURULMALI!!! Buna her zamandan daha çok ihtiyacımız var.

Gençlerle çalışmalarımız yoluyla, RET 15 seneyi aşkın süredir bu “boşlukları dolduruyor”. Kriz döneminde hali hazırda zaten birer aktör oldukları ve toplumlarının geleceğini temsil ettikleri için gençler bunu gerçekleştirmekte bir anahtar. Şu anda ve gelecekte önemli rollere sahipler. Ayrıca, eğitimin gençler için zaaflarını aşmak ve bu sayede ev sahibi ülkelerde kalabilmelerini, olumlu yönde entegre olmalarını sağlamak veya çatışma sonrası anavatanlarına dönüp istikrar, barış ve refah içinde yaşayan topluluklar inşa etmelerine imkan vermek için çok önemli bir araç olduğuna inanıyoruz.

Bu bültende ele aldığımız üç farklı bölge, uzun süreli çatışmaların evreleri ve niteliklerini temsil ediyor, RET’in sunduğu özgün çözümleri sergiliyor. Fakat hepsi, krizin daha genel bir bakışına ve gençlerin çatışma, ayrımcılık ve doğal afetlerden gelecek risklere karşı koymalarını sağlayacak gerekli imkânlar sağlandığı takdirde, oynayabilecekleri merkezi role odaklanıyor.

Türkiye hakkındaki ilk makale, dil becerileri ve savunmasız genç kadınlara odaklanma seçimimizi açıklıyor. Aynı zamanda yerel ve milli mercilerle ve uluslar arası camia ile yakın ve saygılı işbirliğinin başarılı sonuçlar için anahtar olduğunu gösteriyor.

Türkiye’den sonra, size Latin Amerika ve Karayipler’deki çalışmalarımızdan haber veren bir makale ve bir video sunuyoruz. İkisi de projelerimize katılmış ve şu an topluluklarının son derece aktif ve olumlu liderleri olan gençlerin mükemmel çalışmasının altını çiziyor.

Son olarak, 12 yıldır aydınlatmaya çalıştığımız ve manşetlerden düşmüş bir kriz halinde olan Doğu Çad’a gideceğiz. Aynı zamanda RET’in yönettiği yüksek öğretim bursları sayesinde Lisans derecelerini elde eden Çad’daki genç mülteciler hakkında kısa bir video sunuyoruz! Evet, olumlu olanın altını çizmek de bir o kadar önemli ve bültenimizi böyle bir haberle sonlandırmaktan memnunuz. Yeni mezunları kutluyoruz! Bu son derece zor sürgün koşullarında, bir gülümseme “bin kelimeye değer”.

Umarım size hazırladığımız bu haberleri beğenirsiniz; İngilizce’de, Fransızca’da, İspanyolca’da veya Türkçe’de okuyor veya görüntülüyorsanız bile. Bütün makalelerimiz tercüme ediliyor ve bütün videolarımıza alt yazı hazırlanıyor.

Sizleri RET “Dostları” olarak ağırlamaktan memnunuz ve dünyamızın günümüzde yüzleştiği krizlerin ciddiyeti göz önüne alınırsa, hepimizin RET’in amaç ve görevlerinin birer “Avukat’ı” olmasını cesaretlendiriyorum. Savunmasız gençlerin yüzleştiği sorunları çözmek için beraber adım atalım ve kendilerine bir gelecek kurmalarına şahit olalım.

En içten dileklerimle,

Zeynep

Updated, March 4th, 2016